Latif Güler: Mikrosaray Yönetim Kurulu Başkanı

Mikrosaray Yönetim Kurulu Başkanı "Latif Güler" ile gerçekleştirdiğimiz keyifli söyleşide hem Mikrosaray’ı hem de yeme-içme sektörünü değerlendirdik. Latif Güler, bir cihaz hizmetinden çok sektörel çözüm sağladıklarının altını çizdi.

 

Mikrosaray’ın kuruluşu, dünden bugüne gelişimi ve ürünleriyle ilgili kısaca bilgi verir misiniz?

Mikrosaray, 1984 senesinde kuruldu. Ar-Ge çalışmalarını takiben 1996 senesinde ise restoran sektörüyle ilgili Maliye Bakanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan ilk onay almış firmadır. Türkiye’de binlerce lokasyonda yer alan otel ve restoranlarda sistem kurulumu yapmış bir yazar kasa firmasıyız aslında…

 

2013 itibariyle Maliye Bakanlığı’nın almış olduğu karar gereği Türkiye’deki yazar kasaların hepsi bir değişime girdi. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın yayınladığı bir tebliğ ile ismine Yeni Nesil Ödeme Kaydedici Cihaz adı verilen bir ürün hayatımıza girmiş oldu. Dolayısıyla Mikrosaray olarak tüm geliştirmelerimizi Yeni Nesil Yazar Kasa projesine ayırma kararı aldık. Üç senelik onay süreci sonrasında Yeni Nesil Yazar Kasa Pos onayımızı almış bulunduk.

 

Tek bir ürünümüz var, bu ürünümüzün altında sağladığımız bir platform yapımız var. Tübitak’ın bütün test süreçlerinden geçmiş bir cihazdan bahsediyoruz. Biz yalnızca cihaz hizmeti sunmuyoruz. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın istediği bir server yapısını da sağlıyoruz. Yazar kasaya gelecek ya da yazar kasadan gidecek olan bütün bilgilerin hepsini orkestra eden bir altyapıdan bahsediyoruz. Biz bu altyapıyı sağlıyoruz müşterilerimize...

 

Cihazımızın üzerinde bankacılık uygulamaları bulunuyor. Türkiye’nin 11 bankasını, tek bir uygulama çatısı altında birleştirip, müşteriye bu mevcut bankaların posu’nu kullanma kolaylığını sağlıyoruz.

 

Yeme-içme sektörü hakkındaki görüşleriniz nedir? Sektörün teknoloji ile ilişkisini nasıl buluyorsunuz?

Yeme-içme sektöründen gelen biri olarak sizlerle birkaç bilgi paylaşabilirim. 1998’den 2011’e kadar Amerika’da, yaklaşık 8 farklı restoran açtık. Hali hazırda hizmete devam eden restoranlarımız bulunuyor. Birkaçını markalaştırarak zincir haline getirdik.

Amerika’dan Türkiye’ye geldiğimde görmüş olduğum eksikliklerden bir tanesi, yeme-içme sektöründeki teknolojik ilişkilerin tam olarak tamamlanmamış olmasıydı. Türk insanın kopamadığı alışkanlıkları var biliyorsunuz. Bu alışkanlıklardan dolayı, teknolojik kademeye geçişte zorluklar göze çarpıyordu. Restoran kullanıcısının teknolojik olarak bir açık olduğunu gözlemledim. Yemek kültürü olarak dünyadaki pek çok ülkeden ilerdeyiz.

 

Başarılı şeflerimiz, aşçılarımız ve servis elemanlarımız var. Hizmet sektöründe bayağı gelişim gösterdiğimizi düşünüyorum. Kültür olarak ileride olsak da, teknolojik olarak daha fazla yol kat etmemiz gerektiği kanaatindeyim.

 

Yeni Nesil Yazar Kasa Pos’un sektöre katkıları sizce ne olacak?

Türkiye’de, dünyada olmayan yepyeni bir ürün çıkardık. Gittiğiniz her yerde banka terminalleri var. Bu terminallerin içerisinde bir uygulamanın veya yazar kasanın koşmasının yanı sıra Maliye Bakanlığı’nın istediği bu teknik altyapıyı sağlayacak olan bu platformun yer alması ilk defa Türkiye’de gerçekleşti.

 

Burada belirli amaçlar bulunuyordu. En başta vergi kaybını minimuma indirmek amaçlandı. Müşteriye hem bir fiş, hem de banka slip kopyası vermek yerine, tek bir fişle her ikisini vermek hedeflendi. Bu sayede birden fazla olan pos kalabalığı da ortadan kaldırılmış oldu. Sektöre kattığı üç değer bu aslına bakarsanız…

 

Pidion’un benzerlerinden farkı sizce neler?

Restoran sektöründen geldiğimiz için cihazı tasarlarken tam olarak yeme-içme sektörünü düşünerek yola koyulmayı hedefledik. Aslında çıkış noktamız ve diğerlerinden ayrışma noktamız da bu oldu. Cihazı, Windows işletim sistemli yapalım istedik. Çünkü Maliye Bakanlığı’nın koştuğu kurallara göre cihaz, hem yazar kasa, hem de banka terminali olmalıydı.

 

Çalıştığımız çözüm ortakları, kendi uygulamaları bizim cihazımızın üzerinde geliştirebilsin istedik. Buradaki en önemli faktör bu... Türkiye’deki yazılım firmalarının neredeyse tamamı, bizim cihazımızın üzerinde kendi uygulamalarını rahatlıkla geliştirebiliyorlar. Örneğin, Alman usulü gibi hesap paylaşma kolaylığını da sunuyoruz. Aynı fişin üzerinden devam edip, yedi ya da sekiz kredi kartından çekim yaparak tek bir fiş üzerinden işlem sonlandırılabiliyor.

 

Yeme-içme sektöründe ortak olarak Arkhe ile çalışıyorsunuz, neden?

Arkhe’nin gerçekten mükemmel bir uygulaması var. Çok güçlü bir uygulama… Ekran tasarımı, kullanılabilirliği, kolaylığı, arka ofisi, raporlaması gibi detaylarla kendini aşmış bir uygulama… Yerli bir uygulama olması ayrıntısını da es geçmeyelim. Bizim için bir avantajdı.

 

Arkhe’nin kendi müşteri portföyü ve çözüm ortaklarına baktığınızda ne kadar güçlü bir profil çizdiğini anlayabilirsiniz.

 

Mikrosaray’ın kısa ve uzun vadeli hedeflerinden bahseder misiniz?

Yeni Nesil Yazar Kasa Kanunu, geçtiğimiz dönemde ertelendi. Bu dönem herhangi bir erteleme olmazsa kısa vadede belirli hedeflerimiz var tabi ki… Türkiye’nin pek çok noktasında bulunan restoranlardaki işletmecilerin de ihtiyaçlarına cevap vererek cihazımızı konumlandırmak istiyoruz. Şimdiye kadar yaklaşık 15 bin civarında kurulum gerçekleştirdik. Çoğunluk, yeme-içme sektörünü kapsıyor. Uzun vadede ise sektörün yeni çıkacak olan isteklerine ayak uydurmak ve daha farklı cihaz modelleri geliştirerek bunları konumlandırmak istiyoruz.

 

23 / 02 / 2017
Latif Güler: Mikrosaray Yönetim Kurulu Başkanı