Bir gülüş çok şeyi değiştirir

 “Güzellik güçtür; gülümseyiş de kılıcıdır onun…” demiş Charles Reade. Biz de gülmenin önemine dikkat çekmek istedik bu ay...

Gülmeyi unutturacak pek çok sebeple karşı karşıyayız günümüzde. Ve çevremize baktığımızda gülen insanlardan çok, asık suratlı veya çatık kaşlı insanları görüyoruz.

Peki gülmek için 17, surat asmak içinse 43 kasa ihtiyaç olduğunu söylesek, daha çok gülümsemek için çaba sarfeder miydiniz? Ya da gülümseyerek başlayan ilişkilerin, olumlu devam ettiğinin istatistiksel verilerle kanıtlandığını?  

Gelin, dünyanın neresine gidersek gidelim, değişen kültür ve farklı beden diline rağmen mutluluğun en temel işareti olan ‘gülme’ eylemini daha yakından inceleyelim. 

Gülümsemenin bilim dalı

Gelotoloji, gülümsemenin insan fizyolojisi üzerindeki etkilerini inceleyen bir psikoloji dalıdır. Gülümsemeyle beyinde nelerin değiştiğini ve gülmenin bireyin üzerindeki psikolojik etkilerini araştırır.

Gülümsemek, sosyal ve spontan gülümseme olmak üzere iki tipe ayrılıyor. Sosyal gülümsemede yalnızca üst kaslar çalışıyor ve hafif bir gülümseme göze çarpıyor. Spontan gülümsemede ise hem alt hem de üst kaslar birlikte kasılıyor ve gözlerimizin etrafındaki çizgiler de belirginleşiyor. Gülümsemenin birçok alt tipi bulunuyor. Ancak içlerinde bir tanesi var ki, yalnızca 100 insandan ikisinde görülüyor. Gözlerinin içindeki ışıltıyı karşı tarafa yansıtan özel bir gülüş… Dünyaca tanıdığımız Julia Roberts ve Marilyn Monroe, bu ‘Kompleks Gülüş’e sahip ünlülerden yalnızca iki tanesi…

Peki neden güleriz?

Komik bir şaka, eğlenceli bir an, anlatılan bir fıkra veya durup dururken akla gelen bir hatıra olabilir… Bunların yanı sıra yapılan araştırmalar, aslında gülmenin insana primat atalarından kaldığını ve geçmişten günümüze uzanan bir davranış olduğunu gözler önüne seriyor. O dönemde yaşanan bir tehlike, aniden ortadan kalktığında atalarımız yaşadıkları rahatlama duygusunu, diğer insanlara duyurmak ve onların da rahatlamalarını sağlamak amacıyla kendi aralarında kahkaha sinyalini geliştirmişler.

Yeni doğmuş bebekler gülümseme yeteneğine sahiptir.   

Yeni doğmuş bebekler pek çok davranış ve sesleri etraflarına bakarak deneyimliyor ve öğreniyor gibi gelse de durum bilim adamlarına göre öyle değil. Bilim adamları, yeni doğmuş bebeklerin doğuştan gülümseyebilme yeteneğine sahip olduğuna inanıyorlar. 

Bulaşıcıdır.

Seslere verdiğimiz tepkiler beynimizin premotor kortikal bölgesinden kaynaklanır. Premotor kortikal bölgesi, dış seslere yüz kasları ile tepki verilmesini sağlar. Londra Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre farklı seslerin insan beyninde yol açtığı tepkiler incelenmiş ve olumlu seslere katılımın daha çok olduğu saptanmıştır. Bu yüzden kahkahalarla gülen insanlara istemsiz de olsa mutlaka katılırız.

Tanzanya’da ortaya çıkan gülme salgını da bunun bir göstergesi. 30 Ocak 1962’de Kashasha’daki bir yatılı okulda okuyan üç kız öğrencinin yaptığı bir şakayla başlayan gülme krizi, tarihte iz bırakacak büyük bir psikojenik hastalık salgınına dönüşmüş.

Gülme krizinden derslerine konsantre olamayan öğrencilerden dolayı Kashasha okul yönetimi, 16 gün sonra okulu kapatmış. Evlerine dönen öğrenciler gülme salgınını bu kez de köylerine bulaştırarak otuz bin kişinin etkilenmesine neden olmuş. Toplamda 14 okul kapatılmış. Salgından etkilenen insanlar histerik gülme yüzünden acı çekerek solunum yetmezliği, baygınlık atakları, kaşıntı ve ağlama krizi gibi problemler yaşamışlar. 18 ay sonra herkes tedavi edilmiş.

Gülmenin sağlığımız üzerindeki etkilerinden…

- Gülümsediğimizde vücudumuz kortizol seviyesini düşürür ve endorfin adı verilen mutluluk hormonunu salgılar. Bu ani değişiklik, kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlar ve yaşadığımız stresin azalmasına yardımcı olur. İngiliz araştırmacılar, gülünce insanda 2000 çikolataya eş değer seviyede mutluluk hormonu salgılandığını ortaya koymuştur.
- Gülümsediğimizde vücudumuz rahatlar ve bağışıklık sistemimizin güçlenmesini sağlar.
- Kana en hızlı karışan ilaçtır. Çok gülümseyen ve mutlu insanların, gergin insanlara göre ortalama 10 yıl daha uzun yaşadığı kanıtlanmıştır.
- Güldüğümüzde yüz, mide ve diyafram kaslarımızı güçlendiririz.
- 10 dakika boyunca aralıksız gülmek yaklaşık 30 kalori yaktırır, kan dolaşımını düzenlemeye yardımcı olur.

Sosyal yaşantımız üzerindeki etkilerinden…

- Gülmek, insanlarla bir arada olmamızı kolaylaştırır ve sosyal bağların güçlü bir şekilde kurulmasında büyük rol oynar.
- İşe alım süreçlerinde insan kaynakları uzmanlarınca en çok dikkat edilen şey, adayın yüzünde oluşan gülümsemedir. Büyük toplantılar, kariyer hedefleri ve pazarlama teknikleri; hepsinin yolu keyifle gülümsemekten geçer.
- Erkeklerin yüzde 69’u bakımlı ve makyaj yapan kadınlar yerine, gülümseyen kadınları tercih ediyor.

Gülümsemek insanoğluna verilmiş çok özel bir ayrıcalık; ruh ve beden için ise en güçlü ilaçtır. Stresin, mutsuzluğun, endişenin, ağrının adeta panzehiri gibi…  En önemlisi de karşımızdakinin beyninde, ayna nöron denilen hücreleri aktif hale getirip o kişiye de fayda sağlıyor. Provine'a göre, insanlar gülmeye daima hazırdır. Siz yeter ki gülmek isteyin ve buna hazır olun. Çünkü dünya, güldükçe güzelleşecek!

Kaynaklar:

http://www.olaganustukanitlar.com/gulmek-neden-bulasicidir/
http://t24.com.tr/k24/yazi/gulmeyen-insan-ozgur-olamaz,462
https://www.youtube.com/watch?v=i1JIsw6JznI

29 / 11 / 2018
Bir gülüş çok şeyi değiştirir