Bir duayen, bir işletme: Suzan Serengil ve Ebru Döşekçi, Cup Of Joy

Nefis bir kahve kokusu ile kahve sevmeyenleri bile etkisi altına alabilen sevimli ve sıcak bir mekan; Cup Of Joy… Her mevsim değiştirilip yerine yeni kahve tatları getiren Cup Of Joy’un Kurucu Ortakları Suzan Serengil ve Ebru Döşekçi ile yaptığımız keyifli sohbeti sizlerle paylaşıyoruz…

Bize işletmenizden kısaca bahseder misiniz? Ne zaman kuruldu, bu işe girerken ne düşündünüz? İşletmenizi diğer işletmelerden farklı kılan en önemli özellik nedir?
2013 yılında kurulduk. Cup Of Joy’u kurarken iyi kahve yapmayı hedefledik. Yaptığımız kahvenin de daha nitelikli olması gerektiğine inandığımız için, o sırada dünyada çok popüler olan 3. Nesil Kahve trendinin bir uzantısı gibiyiz… Ve Türkiye’de bunu yapan ilklerdeniz. 

Kahvemizin kalitesine güvendiğimiz için bu işi yapmaya karar verdik ve güzel kahve sunma isteğiyle bu işe girdik. Biz sadece kahveyi satmıyoruz. Aynı zamanda hangi bölgeden geldiğini, rakımın ne olduğunu, kahve türünün ne olduğunu, ne yöntemle hazırlandığını ve hangi aromaları barındırdığını da araştırıyoruz. 

Başarınızın sırrı nedir? Bu sektörde iyi işler yapabilmek için neler gerekiyor? Sektöre girmek isteyen yeni girişimci adaylarına ne tavsiye edersiniz?
Başarımızın sırrı; iyi servis, iyi hizmet, samimiyet, iyi kahve, iyi yiyecek ve bunların hepsini özenle, dikkatle yapıyor olmamız. Cup Of Joy olarak bizi farklı kılan en büyük özelliğimiz, bizden başka iyi kahve yapan kimsenin olmamasıydı. Onun için bizi diğer işletmelerden farklı yapan iyi kahve yapmamız diyebiliriz. 

Yeni girişimci adaylarına ise tavsiyemiz, kesinlikle iyi eğitim almaları… Piyasayı çok iyi bilmeleri ve işletmeyi nerede açacaklarının analizini çok iyi yapmaları… Çünkü, bu işte lokasyon çok önemli. Moda’da olduğu gibi 20 tane coffee shop yanyana kimseyi doyurmaz. Bulunduğunuz bölgeye hakim olmak bu açıdan çok önemli… 

Sizce, yeme içme sektörünün en temel sorunları nelerdir? Sektörün geleceğiyle ilgili iyimser misiniz, yoksa karamsar mı? Neden?
En temel sorun genelde personel problemi… Sadece bizde değil, sektörde sorun bu. Çok sayıda işletme var ve eğitimli, kalifiye eleman bulmak çok zor. Sizin sıfırdan alıp eğittiğiniz elemanlar bir süre sonra başka bir yere gidiyor. Sonra tekrar sıfırdan başlamak zorunda kalıyorsunuz. 

Genelde yeme içme sektörünün diğer bir temel problemi ise kira. Kira fiyatlarının çok yüksek olması nedeniyle pek çok işletme ayakta duramıyor ve pes etmek zorunda kalıyor. Sektöre girmek isteyen yeni girişimcilerin kirayı her zaman ödeyebilecek şekilde kendilerini hazırlaması gerek. 

Sektörün geleceği ile ilgili karamsar değiliz. Bir kere Türk insanı yeme-içmeye çok düşkün. Dışarda yemek yemeyi, gezmeyi, bir yerlerde oturup kahvesiyle beraber keyif yapmayı seviyor. Sektör için karamsar olmaya gerek yok. 

Arkhe’yi tercih etme sebebiniz ne oldu? Bu tercihiniz işletmenize ne kazandırdı? Öncesini ve sonrasını değerlendirebilir misiniz?
Bizim Arkhe’den önce hiç bir sistemimiz yoktu. Sadece adisyon sistemi ile çalışıyorduk. Bu yüzden hiç organize değildik. Arkhe ile tanıştıktan sonra hayatımız çok değişti. Tüm siparişlerimiz kayıt altına alınmaya başlandı. Artık kendi yaptığımız işleri daha kolay takip edebiliyoruz.

Sizce, Arkhe’yi rakiplerinden ayıran en büyük özellik nedir?
Fiyat, performans ve çözüm odaklı olmaları… Arkhe bir telefon kadar uzağımızda. Çalışanların konu ile ilgili yaklaşımları, işlerine gösterdikleri özveri, her zaman yanımızda hissettirmeleri Arkhe’yi rakiplerinden ayırıyor. 7/24 hizmet alabilmenin güveni ve mutluluğunu yaşıyoruz.

30 / 11 / 2016