Bir duayen, bir işletme / Cem Renda, Baltazar

Karaköy'un en canlı noktasında bir steakhouse/hamburger konseptiyle hizmet veren Baltazar… Kömür ateşinde pişen leziz ürünler, özel soslarla harmanlanan tabaklarda servis ediliyor.

Hijyenin en üst seviyede tutulduğu mekândan küçük bir bilgi daha… Sunumlarda kullanılan tabaklar her 6 ayda bir yenileniyor, 15 günde bir yenilebilir kimyasallarla temizleniyor. Bu ayki konuğumuz Baltazar’ı bir de bizden deneyimleyin.
 

Bize işletmenizden kısaca bahseder misiniz? Ne zaman kuruldu, bu işe girerken ne düşündünüz? İşletmenizi diğer işletmelerden farklı kılan en önemli özellik nedir?
2013 yılında kurulduk. Ajans desteğiyle, 1 sene kadar alt yapı çalışmalarımızısürdürdük. İstanbul ile alakalı olarak pazar araştırmalarımızı yaparak işletmemizi kurduk.

İstanbul’daki ‘steakhouse’kavramı, pahalı yemek algısı yaratıyordu. Baltazar’ı kurarken bir amacımız vardı. Cebindeki son parasıyla hamburger yiyen öğrenci ile ayda 1,5 milyondan daha fazla para kazanan insanın paylaşımlı bir masada yemek yiyebiliyor olmasını hedefledik ve başardık da…

Diğer restoranlardan ayırıcı bir tarafımız mı bilmiyorum ama… İnsanlar spor sonrasında, iş çıkışlarında veya önemli bir toplantı sonrasında da gelip yemeklerini yiyebiliyorlar. Hızlı bir servis anlayışımız var. Bu hızlı servis fiyatlara da yansıdı. İnsanların haftada en az 3-4 kez ziyaret edebildikleri bir restoran haline geldik.
 

Başarınızın sırrı nedir? Bu sektörde iyi işler yapabilmek için neler gerekiyor? Sektöre girmek isteyen yeni girişimci adaylarına ne tavsiye edersiniz?
Sır; doğru zamanda, doğru yerde, doğru insanlarla işe başlamak oldu. Bu sektörde iyi işler yapabilmek için her şeyden önce istikrar gerekiyor. Müşteri profilini iyi analiz edebilmek, hitap ettiğiniz kitleyi tanımak şart... Yaptığınız işe saygı duymalı ve bolca zaman ayırmalısınız.

Kendimden hareketle açıklayabilirim. Uzun yıllar öncesinde beyaz yakalıydım, sonrasında bu işe girdim. Her işe girmenin bir bedeli var. “Ufacık bir mekânım olsun, gerisi hallolur.” demekle olmuyor. Bu sektöre girmeden önce uzun yıllar çalışmak önemli gerçekten... Mutfağından, muhasebesine; servisinden temizliğine kadar birçok alanı deneyimlemeleri gerekiyor. Patron oldum, çalışanlarım halleder mantığı yanlış. Her detayı birebir mutfağında öğrenmek gerekiyor. Dükkânın başındaysanız para kazanabiliyorsunuz; eğer dükkânın başında değilseniz para kazanamıyorsunuz.
 

Sizce, yeme içme sektörünün en temel sorunları nelerdir? Sektörün geleceğiyle ilgili iyimser misiniz, yoksa karamsar mı? Neden?
İstikrar temel sorunumuz... Türk insanı, bir şeye çok çabuk alışıp hemen arkasından vazgeçebiliyor. A restoranının yemeklerini çok beğenirken bir anda yanında açılan B restoranını görüyor ve oraya kayabiliyor. Orda görünüyor olma hissi müşteri için çok önemli bugünlerde… Bir yemeğin tadından çok orada olmanın getirdiği hava var. İnsanlar; lezzetten çok mekânda bulunmayı tercih eder oldu.

İşinizi doğru yapıyorsanız, temelleriniz sağlamsa ne ekonomik krizden, ne de başka bir şeyden etkileniyorsunuz. Başarıyla ilerliyorsunuz. Dünya savaşlarına bile baktığınızda, işini çok iyi yapan restoranlar bombalar altında dahi insanlara hizmet vermeye devam etmişler. Doğru ürünü, doğru insanla buluşturduğunuzda sektörün geleceğine pozitif değerler kazandırırsınız.

Uzak gelecekte, Türk halkı daha çok dışarıda yemek yemeye başlayacak diye düşünüyorum. Sektörün geleceğiyle ilgili olarak iyimserim.
 

Arkhe’yi tercih etme sebebiniz ne oldu? Bu tercihiniz işletmenize ne kazandırdı? Öncesini ve sonrasını değerlendirebilir misiniz?
Kişisel alışverişlerimdeki tercihim gibi eş, dost ve çevrem kazansın mantığındayım. Arkhe’ye yakınlığımızın temelinde yerli bir yazılım olması yatıyor. Programa, taleplerimize göre ekleme ve çıkarmaların yapılabiliyor olması bizim için büyük kolaylık… İhtiyacımıza göre, bize özel çözüm üretiyor.

Bugüne kadar sorunsuz çalıştık. Yolumuza Arkhe ile başladık, devam ediyoruz, hep edeceğiz de…
 

Sizce, Arkhe’yi rakiplerinden ayıran en büyük özellik nedir?
Öncesinde farklı markayı deneyimleyen biri olarak söyleyebilirim ki; ürünler arasında % 25’i geçecek farklar yok. Asıl kalite ürünü sattıktan sonra ortaya çıkıyor. Doğabilecek sorunlara karşı ne kadar zamanda, nasıl bir destek sağlanıyor gibi noktalar son derece önem arz ediyor. Arkhe, bu bağlamda eşsiz bir hizmet sunuyor.

Arkhe’yle bir aile gibi olduk. Müşteri ilişkisinden daha ziyade bazı ürünlerin fanları olur ya, aynen öyleyiz. Başka bir markayı araştırma gereği dahi duymadık. Güven duyuyoruz.

28 / 08 / 2017