Bir duayen, bir işletme / Aheste Pera, Ömer Dicle, Hazal Karalı, Cankut Piyale

Pera’dan Şişhane’ye doğru giderken sizi karşılayan özel bir restoran Aheste Pera… Kapısından içeriye girdiğiniz an kulağınıza hoş gelen müzikleri, birbirinden leziz mezeleri ile konukların vazgeçemediği mekânların arasında yer alıyor.

İç dekorasyonunda New York’un Lower East Side bölgesindeki mekânların esintilerini deneyimleyeceğiniz Aheste Pera, ister kafa dinleyebileceğiniz isterseniz arkadaşlarınızla uzun uzun laflayıp yemek yiyebileceğiniz ender restoranlar arasında dikkat çekiyor. Hafta sonu kahvaltılarıyla da Alaçatı’yı aratmayan Aheste Pera, damağınızda yer eden lezzet alternatifleriyle kaliteli hizmet vermeye devam ediyor.

Bize işletmenizden kısaca bahseder misiniz? Ne zaman kuruldu, bu işe girerken ne düşündünüz? İşletmenizi diğer işletmelerden farklı kılan en önemli özellik nedir?
Yemeklerimizden içkilerimize, sunumlarımızdan hizmetimize mutluluk vermeye çalışan bir yeriz. Kendi mutluluğumuzu, gelen müşterilerimize de yansıtmaya ve üretmeye çalışıyoruz. Öncelikli amacımız, gelen herkesi, geldiğinden bir tık daha mutlu uğurlamak... Yaptığımız işlerin ve aldığımız kararların odağında müşterilerimiz var. Aheste kurulalı 5 yıl oldu. Mart 2015 itibariyla Pera’ya taşındık. Bu lokasyonda 3. yılımıza gireceğiz. Eskiden Galata’da, Serdar-ı Ekrem Caddesi üzerinde yer alıyorduk.

Aslında Aheste markası, Galata’da, gezi olayları olmadan üç hafta önce açıldı. Yani çok büyük ümitlerle açılmış fakat zor zamanlardan geçmiş bir restoran… Biz zorluğu seviyoruz. Mesela buraya geldiğimiz Mart 2015 yılı da bombaların patladığı bir dönemdi. Kısacası ‘Seni öldürmeyen şey, seni güçlendirir’ cümlesi bizim felsefemiz oldu. Biz, her olaydan daha güçlü bir şekilde çıktığımızı düşünüyoruz. Bizim için en değerli olan şey ekibimiz. Biz, ekibimizi mutlu ediyoruz, ekip de müşterilerimizi mutlu ediyor. Bu bir zincir… Biraz iddialı olacak ama Türkiye’de bizden daha çok müşteri merkezli bir restoran yok. Bizi, herkesten ayıran önemli şey müşteri memnuniyeti…

Başarınızın sırrı nedir? Bu sektörde iyi işler yapabilmek için neler gerekiyor? Sektöre girmek isteyen yeni girişimci adaylarına ne tavsiye edersiniz?
Başarı tanımımız, kafamızı yastığa rahat koyabilmektir. Başarımızın sırrı ise buraya gelen tüm müşterilerimizi gerçekten önemsediğimizi hissettirmek... Bu arada kendimizi tamamen başarılı kabul ediyoruz diyemeyiz. Mevsimsel ürünleri daha çok kullanmak istiyoruz. Yeni menümüzü bu yolda oluşturuyoruz.

Sektöre yeni girmek isteyenler, öncelikle kendilerine bu sektör nedir ve ben ne yapacağım diye sormalılar. Bu sektör mutluluk sektörü… İşimiz mutluluk vermek. Dönercinin işi de bu, bizimki de bu. Yemeğinizi zaten iyi yapmak zorundasınız. Siz, bir araba aldığınızda arabanın freni çalışıyor mu diye düşünmüyorsunuz değil mi? Restorancılık da böyle bir şey işte. Sektörde iyi algılanmak istiyorsanız kapınızdan içeriye giren müşterinize, ablanıza ve yakın arkadaşınıza -size saygısını bozmadığı sürece- içten davranmalısınız ve bunu hissettirmelisiniz. Sizin planınız, bir kişi içeriye girdikten sonra en fazla ciroyu nasıl sağlayabilirim olmamalı… Sadece para kazanmak amacıyla bu sektöre girmek isteyen arkadaşlara kesinlikle en başından girmemelerini tavsiye ediyoruz.

Sizce, yeme içme sektörünün en temel sorunları nelerdir? Sektörün geleceğiyle ilgili iyimser misiniz, yoksa karamsar mı? Neden?
Sektörün geleceğiyle ilgili iyimseriz. Çünkü ülkemizde iyi restoran sayısının çok az olduğunu düşünüyoruz. İstanbul gibi çok önemli bir metropolde bu kadar az sayıda iyi restoranın bulunması bize çok komik geliyor. Dışarıdan çok güzel ve havalı gözüküyor ya, inanın öyle değil. ‘Bir mekân açayım, arkadaşlarım gelse, döndürürüm’ fikri yanlış. Bu iş, sevilmeden ve insan sevmeden yapılacak bir iş değil. Eğer biz, bu işi yapacak insanımızı eğitebilirsek -MSA, Özyeğin Üniversitesi, Yeditepe Üniversitesi gibi okullarda- ve bu işin ne olduğunu doğru anlatabilirsek daha başarılı sonuçlar elde edebiliriz. Ben artık 8 saat beyaz yakalı olarak çalışmayacağım ve mekân açacağım diyerek işe başlayan kişi, kısa sürede batar. % 10 başarılı olma ihtimali vardır.

Londra’da ben size 100 tane iyi restoran sayabilirim. Türkiye’de 3 tane sayamıyorum. Fiyat-performans, servis, lokasyon ve çalışan kalitesi bakımından değerlendirin ve bize sayın desek sayamazsınız. O yüzden iyimseriz.

Arkhe’yi tercih etme sebebiniz ne oldu? Bu tercihiniz işletmenize ne kazandırdı? Öncesini ve sonrasını değerlendirebilir misiniz?
Fiyat-performans olarak bakıldığında kesinlikle Arkhe ile çalışmak istemiştik. Eski işletmemize gelen ekip muhteşem bir demo yapmıştı. Ürünü satan kişinin ya da kişilerin her zaman daha değerli olduğuna inanırız. Gelen ekip, ürünü satmaya çalışmadı, bize operasyonumuza yönelik çözümü çok iyi anlattı.

Aheste Pera, gözünü Arkhe ile açtı. Eski işletmemiz Aheste Galata, sistem kullanmıyordu. Tabii arada büyük farklar var. Arkhe’yle hem satış hem de stok-maliyet operasyonlarımızı yönetiyoruz. Her iki sistemden de oldukça memnunuz.

Arkhe'nin Denge'li çözümlerini, destek hizmeti almadan kullanıyorsunuz. Desteğe ihtiyacınız olmuyor mu? Sonuçta düzenli destek bakım hizmeti işletmeniz için büyük bir güvence.

Biz biraz şanslıyız aslında… Ekip tarafında da, yazılımın son derece stabil çalışması anlamında da. Sistemi ilk kullanmaya başladığımızda 7/24 yazılım destek sözleşmesini imzalamak istemedik. Bunun da sebebi, -o dönem için- ‘bakıma ihtiyacı olan bir sistemi neden satın alıyoruz ki’, idi. İçimizi rahat ettiren, oluşabilecek her hangi bir sorun karşısında, çağrı bazlı hizmet ile servis alabileceğimizdi. Arkhe, 7/24 destek anlaşması yapmaya zorlamadı bizi. Zamanla kullanırken gördük ki, program gerçekten çok kapsamlı, bakımı için değil de, kullanımıyla ilgili; neyi, nasıl yaparım, gibi sorularımız için Arkhe’ye mutlaka danışmamız gerekiyordu. Böyle durumlarda Arkhe ile iletişime geçiyorduk. Ekip de sorularımıza çözüm sağlamaya çalışıyordu. İlk zamanlar sistem oturana kadar Arkhe’yi belki 10 defa aramışızdır, ama şimdi neredeyse hiç aramıyoruz.

Arkhe sürekli yenilenen bir sistem olduğundan, bu yeniliklere biz de sahip olup, yazılımı güncel tutmak istiyoruz. Stok – maliyet yönetimi şu sıralar daha da önem verdiğimiz bir konu olmaya başladı. Dolayısıyla sistemimizi daha da aktif kullanmak istiyoruz. Özetle tüm yardım ve desteğe rağmen bakım anlaşması yapsaydık, bize daha avantajlı gelebilirdi, bu anlaşmayı da kısa sürede yapacağız.

Sizce, Arkhe’yi rakiplerinden ayıran en büyük özellik nedir?
Arkhe’nin içinde bulunduğu ve yazılım geliştirdiği sektör çok hızlı gelişen ve hata kabul etmeyen bir sektör. Arkhe’ye en büyük tavsiyemiz, şimdiye kadar göstermiş oldukları titiz çalışmalarına aynen devam etmeleri.

Biz Arkhe’yi fiyat-performans bakımından tercih ettik. Başka markaları kullanmadığımız için bilmiyoruz ama kullananları dinliyoruz. Fiyatların yüksek olduğunu, operasyonel anlamda da zorluklar yaşadıklarını duyuyoruz.

28 / 03 / 2018