Mobil Dönüşüm

Son 50 yıla baktığımızda, tüketicilerin ve insanlığın hayatlarını değiştiren trendlerin, yaklaşık 10 yıllık periyotlarla değiştiğini görüyoruz. Fakat son yıllardaki en büyük değişim aslında 1999’da başladı.

Apple’ın kişisel bilgisayarlar üzerinde yoğun çalıştığı, Samsung’un iş makineleri ürettiği yıllarda IBM ve BlackBerry rekabeti vardı. BlackBerry, ısrarla sürdürdüğü işe yönelik kişisel cihazlar üretmeye, 1999 yılında lansmanını yaptığı RIM 850 modeliyle başladı.

RIM 850, kurumsal e-postlara, dijital rehberlere, takvimlere ve görev listesi oluşturmaya izin veren bir cihazdı. Bir bakıma, kablosuz internet deneyimi sunan, taşınabilir ilk kişisel cep bilgisayarıydı. Bu anlamda mobil dönüşümün temelleri atılıyordu.

Hayatımıza giren iPod ile beraber, online müzik satın alma ve yanında sürekli taşıyacağı bir cihaz kavramına iyice alışan tüketiciler, 2007’de tamamen yenilenen akıllı telefon deneyimi ve sosyal medya deneyimini yaşamaya başladılar.

Android ve iOS’la birlikte ivmelenen mobil dönüşüm süreci, artık günümüzde verilerin çoğunun mobilden üretildiği bir noktaya geldi.


Veri üretimi

Mobil cihazların gelişmiş yetenekleri ve internet özellikleriyle beraber üretilen verinin de inanılmaz derecede arttığını görüyoruz. 2007’de 4 Exabyte değerinde tekil veri üretiliyorken, günümüzde her gün 2.5 Exabyte veri üretilir hale geldi.

Bu rakam, insanoğlunun 5 bin yılda ürettiği veriden daha fazla. Son yıllardaki teknolojik gelişmenin, dijitalleşmenin ve mobil dönüşümün hangi boyutlarda olduğunu anlatmak için de iyi bir örnek.

Abonelik

Eskiden, dergilere, gazetelere abone olunurdu. Akıllı cihazların hayatımıza girmesiyle, abonelik kavramı da değişti. Günümüzde dergilere artık online abone olabiliyoruz. Dijital dönüşümü, basın sektörü bu şekilde yaşıyor.

Abone olma kavramını, abonelik satan yeni şirketlerin ortaya çıkmış olması da etkiledi. Artık bir filmi ya da müzik albümünü satın almak yerine, aylık abonelik olunarak tüm müzik ya da filmlere ulaşabilme imkanımız var. Kısacası artık, aldığımız hizmete abone oluyoruz. 

Artık teknoloji firmaları da kullanıcılarına abonelik sunuyor. Pek çoğunda kalıcı lisans yerine süreli lisans modeline geçiş söz konusu.

Fiziksel olarak albümleri satın almanın maliyeti ve iş sürecini artırması örneğinin benzerini pek çok sektörde görebilir hale geldik. Kullandıkça öde mantığında ilk satın alma maliyetlerinin daha düşük olması, başta bulut hizmetleri gibi firmalardan doğrudan hizmet satın alabilme, donanım giderleri gibi ek giderlerin minimuma inmesi, en büyük avantajlar arasındaki yerini alıyor.

Finans dünyası ve bankacılık

Finansal açıdan Türkiye’de 2013’te e-Fatura kavramı ile yeni bir dijital dönüşüm süreci başladı. e-Fatura kavramı, beraberinde e-Arşiv, e-Defter ve KEP süreçlerini de getirdi. İşte bu e-dönüşüm sürecinin aslında Türkiye’de kurumsal yazılımlardan sonra firmalar için ikinci bir dijital dönüşümü başlattığı söylenebilir.

Diğer sektörlere kıyasla bankacılıkta dijital olgunluğun daha fazla geliştiğini görüyoruz. Bankaların rekabet avantajı yaratmak amacıyla dijital kanallara ilgilerini artırmalarıyla ortaya çıkan dijital bankacılıkta, müşteriden işlem ücreti, faiz, masraf, komisyon alınmadığı ya da tüm bu işlemler uygun fiyatlarda yapıldığı için maliyet, fiyat ve hız özellikleri öne çıkıyor.

Dijital bankacılık, yüksek müşteri memnuniyeti sağlama ve bankaların yatırım maliyetlerini düşürmesi anlamında yaygınlığı artan bir hizmet modeli olmaya devam ediyor. Bunun sonucunda da bankaların özellikle son yıllarda dijitalleşme yarışına girdiği görülüyor.

Global teknoloji danışmanlık şirketi Thou-ghtWorks, bankacılık sektörünün dijitalde her yıl müşteri verisini anlamlandırmak ve aksiyon alabilmek için 10 milyar dolar harcadığı bilgisini paylaşıyor.

Şirketler açısından 'Mobil dönüşüm'

Mobil dönüşüm, bir kurumun, dijital çağa ayak uydurarak; pazarlamasından, iş modellerine, otomasyonundan, organizasyon yapısı ve yönetim şekline kadar her adımında teknolojinin sunduğu imkanlardan en verimli şekilde yararlanması anlamına geliyor.


Bugünün şirketleri, başarılı olabilmek için bulut teknolojisi gibi yeniliklerin olduğu, bilgi, iletişim teknolojilerinde değişimlerin yaşandığı bir ortamda yeni bir şeyler yapması gerektiğinin farkında. Daha önce kendi data merkezleriyle sınırlı faaliyet gösterirken, artık yazılımın bir servis olarak kullanıldığı yeni bir dünyada yarışıyor. Dönüşümü gerçekleştiremeyen şirketler yaşamakta zorlanacak gibi görünüyor. 


Artık, başka bir kıtada bulunan sunucuda çalıştırılan, bulut tabanlı, gelişmiş uygulamalara sahip olmak için gereken tek şey abone olmak ve tarayıcı çalıştıran bir cihaz ya da mini bilgisayar.

Abone olmanızla beraber, ödemekten kurtulduğunuz masrafları alt atla sıralayalım;
-Güçlü bir iş istasyonu
-Bunu yönetecek bir IT birimi
-Bakım ve onarım, cihaz yenileme masrafları
-Oluşacak ek elektrik sarfiyatı
-Ve çok daha fazlası…

Günümüzün ve geleceğin yazılımlarında, donanım diye bir ihtiyaç ortadan kalıyor. Sadece akıllı bir cihaz ve internet ile en iddialı tasarımları yapabilecek hale geliyoruz.

03 Mayıs 2019
Mobil Dönüşüm